Tekstilde aynı pamuk, birkaç hafta içinde önce iplik, sonra kumaş, en sonunda giysi olur. Marka başvurusunda ise bu zincirin her halkası ayrı bir sınıfa düşer. İplikçi ile dokumacının hangi sınıfta korunacağını anlamanın en kolay yolu, lifin fabrikadaki yolculuğunu adım adım izlemektir.
- Tekstil amaçlı iplikler ve dikiş iplikleri kural olarak 23. sınıfta korunur.
- Kumaşlar, ev tekstili ve metrajla satılan dokumalar 24. sınıfa girer.
- Ham lif 22. sınıfta, hazır giyim 25. sınıfta, dantel ve kurdele 26. sınıfta yer alır.
Lifin yolculuğu: Balyadan bobine, bobinden topa
Bir tekstil kentinin organize sanayi bölgesinde, pamuk balyalarını işleyen bir iplik fabrikası düşünelim. Balyalar açılır, taranır, bükülür ve sonunda bobinlere sarılmış iplik olarak sevkiyata hazırlanır. Bu bobinlerin alıcısı, birkaç sokak ötedeki bir dokuma tesisidir; orada iplik tezgâhlara girer ve metrelerce kumaş olarak toplara sarılır. Toplar ise konfeksiyon atölyelerine gider. Nice sınıflandırmasında bu yolculuğun her durağı ayrı bir sınıfa karşılık gelir: işlenmemiş lifler 22. sınıfta, tekstil amaçlı iplikler 23. sınıfta, kumaşlar 24. sınıfta, hazır giyim ise 25. sınıfta yer alır. Bu nedenle 'tekstil sınıfı' diye tek bir sınıftan söz etmek, zincirin hangi halkasında durduğunuzu gözden kaçırmak anlamına gelir.
Bu tabloda iplik fabrikasının asıl koruma alanı 23. sınıftır. Fabrika markasını bobin etiketlerinde, sevk irsaliyelerinde ve iplik numarası kartelalarında kullanır. Dokuma tesisinin markası ise kumaş toplarının kenar yazısında, numune kartelalarında ve kumaş fuarlarındaki standında görünür; onun yeri 24. sınıftır. İki işletmenin de aynı tedarikçiden pamuk alıp aynı müşteriye satış yapması, sınıflarının aynı olduğu anlamına gelmez. Karar verirken sorulması gereken soru basittir: sevk ettiğiniz ürün bükülmüş bir iplik mi, yoksa dokunmuş veya örülmüş bir yüzey mi? Cevap, başvurunun hangi sınıfta başlayacağını belirler ve yanlış başlangıç, ürününüzü korumasız bırakabilir.
İplikçinin markası kumaşta da görünmek isterse
Bazı iplik üreticileri, özel bir karışım veya performans özelliği geliştirdiğinde markasının yalnızca bobinde kalmasını istemez. Kumaş üreticilerinin kartelalarında ve hatta giysi etiketlerinde 'şu iplikle üretilmiştir' ibaresinin yer almasını hedefler. Bu durumda iplik markası, zincirin sonraki halkalarında da görünür hâle gelir. İplikçinin 23. sınıftaki tescili bu kullanım için temel dayanaktır; ancak kumaş ve giysi üzerinde markanın nasıl kullanılacağı, iplikçi ile kumaş üreticisi arasında yapılacak bir kullanım veya lisans sözleşmesiyle düzenlenmelidir. Aksi hâlde iplik markasının kumaş üzerindeki kullanım biçimi taraflar arasında belirsizlik ve itibar sorunu doğurabilir.
Bu sözleşmelerde en çok ihmal edilen konu kalite denetimidir. İplikçi, markasının adını taşıyan kumaşların belirli bir lif karışımı ya da dayanım standardı taşımasını ister; kumaş üreticisi ise bu standardın nasıl ölçüleceğini ve ihlal hâlinde ne olacağını bilmek ister. Markanın kullanımının hangi ürünlerde, hangi etiket düzeninde ve hangi süre boyunca yapılacağı açıkça yazılmalıdır. İplik markasının giysi etiketlerinde yaygın biçimde kullanılması planlanıyorsa, iplikçinin 24. ve 25. sınıfları da değerlendirmesi gerekebilir; bu ihtiyacın varlığı ve kapsamı ise markanın pazarlama stratejisine göre ayrıca tartılmalıdır.
Hem iplik hem kumaş üreten entegre tesis
Büyüyen tekstil işletmeleri çoğu zaman entegre tesise dönüşür: aynı çatı altında iplik eğirir, kumaş dokur ve ürünlerinin bir kısmını dışarıya iplik olarak satar. Bu durumda iki sınıf da gerçek bir ticari faaliyete karşılık gelir ve başvuruda birlikte yer almalıdır. İpliğin tamamı kendi dokuma tezgâhlarında tüketiliyor ve hiç dışarı satılmıyorsa ise 23. sınıftaki tescilin kullanım açısından nasıl ispatlanacağı ayrıca düşünülmelidir. Markanın, kendi iç tüketiminiz dışında piyasaya sunulan ürünlerde kullanılması, kullanım ispatında belirleyici olabilir. Bu yüzden dışarıya satılan iplik miktarını ve alıcılarını gösteren faturaları düzenli saklamak önem taşır.
Entegre tesislerde bir başka ayrım ev tekstilidir. Havlu, nevresim, masa örtüsü ve perde gibi ürünler de 24. sınıfta yer alır; dolayısıyla kumaş üreten bir işletme ev tekstili ürünlerine geçtiğinde çoğu zaman aynı sınıfın içinde kalır. Ancak bu ürünlerin mal listesinde açıkça sayılması gerekir. Buna karşılık hobi amaçlı örgü ipliği satan bir işletme, perakende paketlerinde de 23. sınıfa dayanır; bu ürünleri kendi mağazasında başka markalarla birlikte satıyorsa 35. sınıf gündeme gelebilir. Her tesisin ürün karması farklı olduğundan liste, satış kayıtları üzerinden hazırlanmalıdır.
Sınır kalemler: Dikiş ipliği, elastik iplik ve teknik tekstil
Bazı ürünler bu iki sınıfın sınırında durur ve sık sorulur. Dikiş iplikleri, nakış iplikleri ve tekstil amaçlı elastik iplikler 23. sınıftadır. Dokusuz yüzeyler ve keçe gibi tekstil ürünleri ise niteliklerine göre 24. sınıfta değerlendirilebilir. Dantel, kurdele, fermuar ve düğme gibi tuhafiye ürünleri 26. sınıfa, halat ve ip gibi ürünler ise 22. sınıfa girer. Tekstil dışı amaçlarla kullanılan bazı iplik türleri, örneğin tekstil amacı taşımayan kauçuk iplikler, farklı sınıflarda değerlendirilebilir. Bu ayrımlar küçük görünse de yanlış sınıfta yapılan bir başvuru, asıl ürünü korumasız bırakır.
Teknik tekstil üreten işletmelerde durum daha da karmaşıklaşır. Filtre kumaşı, jeotekstil veya yanmaz kumaş gibi ürünlerde, ürünün hangi amaçla kullanıldığı sınıflandırmayı etkileyebilir. Bu tür ürünlerde ürün teknik föyünü, kullanım alanını ve müşteri profilini birlikte değerlendirmek gerekir. Sınıflandırma kararını genel kalıplara dayanarak vermek yerine, ürününüzün somut özelliklerini vekilinizle birlikte incelemeniz daha sağlıklıdır. Yeni bir ürün serisine geçerken mevcut tescilinizin bu ürünleri kapsayıp kapsamadığını kontrol etmek de iyi bir alışkanlıktır; çünkü sonradan fark edilen boşluk, bir rakibin önce başvurmasıyla kapanabilir. Bu değerlendirme her ürün için ayrı yapılmalıdır.
Tekstil ürünlerine ilişkin marka başvurularında malların sınıflandırılması ve tescilin kapsamı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile bu Kanun uyarınca uygulanan Nice sınıflandırmasına göre belirlenir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu — mevzuat.gov.trZincirdeki yerinizi bilmek, sınıfı doğru seçmektir
İplik ve kumaş aynı liften doğsa da marka hukukunda farklı dünyalardır. Bobine sarılan iplik 23. sınıfta, tezgâhtan çıkan kumaş 24. sınıfta korunur; zincirin öncesi ve sonrası ise başka sınıflara aittir. İşletmenizin bu zincirde nerede durduğunu, hangi ürünü dışarıya sattığınızı ve markanızın hangi etiketlerde görünmesini istediğinizi netleştirdiğinizde sınıf kararı da kendiliğinden netleşir. Tabloyu yeni bir ürün serisine başlamadan önce gözden geçirmek, zincirin bir sonraki halkasına geçerken markanızı da yanınızda taşımanızı sağlar.
Sıkça Sorulan Sorular
Yalnızca iplik üretiyorum; 24. sınıfa da başvurmalı mıyım?
Kumaş üretmiyor ve markanızın kumaş üzerinde kullanılmasını planlamıyorsanız genellikle 23. sınıf yeterlidir. Ancak markanızın müşterilerinizin kumaşlarında ve etiketlerinde görünmesini hedefliyorsanız, 24. ve hatta 25. sınıfın gerekip gerekmediğini pazarlama planınızla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur. Karar, markanın hedeflenen görünürlüğüne göre verilmelidir.
Nevresim ve havlu hangi sınıfta korunur?
Nevresim, havlu, masa örtüsü ve perde gibi ev tekstili ürünleri kural olarak 24. sınıfta yer alır. Kumaş üreten bir işletme bu ürünlere geçtiğinde çoğu zaman aynı sınıfta kalır; ancak ürünlerin mal listesinde açıkça sayılmış olması gerekir, aksi hâlde koruma kapsamı tartışmalı hâle gelebilir.
Dikiş ipliği 23. sınıfta mı yer alır?
Evet, tekstil amaçlı dikiş ve nakış iplikleri 23. sınıfta yer alır. Buna karşılık tuhafiye ürünleri olan kurdele, dantel ve fermuar 26. sınıfa, halat ve ip 22. sınıfa girer. Ürününüz bu kategorilerin sınırında duruyorsa, teknik özellikleriyle birlikte ayrıca değerlendirilmelidir.
Tekstil ürünlerinizi birlikte sınıflandıralım
Ürün karmanızı ve satış kanallarınızı paylaşın, hangi sınıfların gerektiğini birlikte değerlendirelim.
Bizimle iletişime geçin