Bize ulaşın! 0535 664 07 63 [email protected] Hukuk Hizmetleri: cmyhukuk.com

Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, marka sahibinin sonraki bir markanın kullanımına uzun süre ses çıkarmamasının dava hakkını sınırlamasıdır.

Kısaca

Marka hakkı sahibi, sonraki tarihli bir markanın varlığını bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen uzun süre buna ses çıkarmazsa, daha sonra bu markaya karşı hükümsüzlük veya tecavüz iddiasında bulunma hakkını yitirebilir. Bu kural, hukuki güvenlik ve dürüstlük ilkesine dayanır.

Kanun, art arda belirli bir süre (kural olarak beş yıl) sessiz kalınması hâlinde, sonraki marka tescili kötü niyetli olmadıkça hükümsüzlük davası açma hakkının kullanılamayacağını öngörür. Bu nedenle marka sahiplerinin haklarını zamanında ve etkin biçimde kullanması büyük önem taşır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 25/6

İlgili Mevzuat

Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.

6769 sayılı SMK — mevzuat.gov.tr

Sonuç

Sessiz kalma, marka sahibinin dava hakkını yitirmesine yol açabilir; haklar zamanında ve kararlı biçimde kullanılmalıdır.

Beş Yıllık Sürenin Başlangıcı

Beş yıllık süre, kural olarak marka sahibinin sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği andan itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle tartışma çoğu kez sürenin uzunluğunda değil, başlangıç tarihinde düğümlenir. Karşı tarafın ürünlerini tanıtan ilanlar, ortak fuar katılımları, aynı bölgede sürdürülen satışlar veya taraflar arasındaki yazışmalar, bilginin ne zaman edinildiğini gösteren dayanaklar olarak öne sürülmektedir. Bu nedenle dosyaya sunulacak belgelerin tarihleri, iddianın kabul görüp görmemesinde çoğu kez doğrudan belirleyici bir rol oynamaktadır.

Sürenin işlemesi için sonraki markanın tescilli olması ve fiilen kullanılması aranır. Kullanımın kesintili, sembolik ya da çok dar bir çevreye yönelik olması hâlinde bilgi sahipliği tartışmalı hâle gelir. Ayrıca kötü niyetli tescillerde bu savunma ileri sürülemez. Dolayısıyla sessiz kalma iddiasıyla karşılaşan hak sahibinin ilk yapması gereken, karşı tarafın tescil sürecindeki davranışını ve niyetini gösteren belgeleri yeniden gözden geçirmektir. Bu inceleme sonucunda ortaya çıkan tablo, savunmanın hangi eksen üzerine kurulacağını da doğrudan belirleyen bir ölçüt hâline gelir.

Hak Kaybını Önleyen Pratik Önlemler

Hak kaybının önüne geçmenin en etkili yolu düzenli izlemedir. Resmî bültenlerin takip edilmesi, benzer işaretlerin yayımlandığı anda fark edilmesini sağlar ve itiraz için öngörülen süre içinde harekete geçilmesine imkân verir. İzleme yalnızca sicille sınırlı kalmamalı; alan adları, sosyal medya hesapları ve satış platformları da kapsanmalıdır. Böylece kullanımın fiilen başladığı tarih de belgelenmiş olur. İzleme sonuçlarının belirli aralıklarla değerlendirilmesi, hangi işaretlere karşı işlem yapılacağının önceden planlanmasını da mümkün kılmaktadır.

İtiraz süresi kaçırıldığında dahi harekete geçildiğini gösteren adımlar önem taşır. Karşı tarafa gönderilen ihtarname, açılan dava veya kuruma yapılan başvuru, sessiz kalınmadığının kaydını oluşturur. Bu belgelerin tarihli biçimde saklanması, ilerideki uyuşmazlıkta savunmayı güçlendirir. Şirket içinde sorumlu bir kişinin belirlenmesi ve izleme sonuçlarının yazılı olarak raporlanması, kurumsal hafızanın korunması bakımından yararlı bir uygulamadır. Böylece hem itiraz süreleri kaçırılmamış olur hem de ileride ileri sürülecek iddialar için sağlam bir belge zinciri oluşturulur.

Sıkça Sorulan Sorular

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedir?

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki marka sahibinin sonraki bir markanın kullanıldığını bilmesine rağmen uzun süre tepki göstermemesi hâlinde hükümsüzlük talebinde bulunma imkânını yitirmesidir. Düzenleme 6769 sayılı SMK m.25/6'da yer alır ve marka hakkının zamanında kullanılmasını amaçlar. Uzun süren sessizlik, hakkın kendisini zayıflatır.

Sessiz kalma süresi kaç yıldır?

Kanunda öngörülen süre beş yıldır; marka sahibi sonraki markanın kullanıldığını bildiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalırsa hükümsüzlük talep edemez. Süre, kullanımın öğrenildiği andan itibaren işler. Bu düzenleme 6769 sayılı SMK m.25/6 kapsamındadır ve esas olarak hükümsüzlük talebini etkiler. Sürenin ne zaman başladığı, somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Sessiz kalma her durumda hak kaybına yol açar mı?

Hayır; sonraki markanın kötü niyetle tescil edilmiş olması hâlinde sessiz kalma savunması geçerli olmaz. Ayrıca süre, marka sahibinin kullanımdan haberdar olduğu andan itibaren işlediğinden bilgi sahibi olunmayan dönem hesaba katılmaz. Düzenli marka izleme, bu sürenin farkında olmadan işlemesini önler ve müdahale zamanının kaçırılmasının önüne geçer.

Marka Haklarınızın Takibi İçin

Marka, patent ve tasarım süreçlerinizi avukat ve TÜRKPATENT vekili kadromuzla birlikte değerlendirelim.

Bizimle iletişime geçin